KUZCALI

..Kahrolsun İsrail..

................. .................

Çocuk Neden Hırsızlık Yapar?



PEDAGOJİ UZMANLARINCA, okul öncesi dönemde görülen izinsiz eşya alma bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabûl edilmez. Zira 3-6 yaşları arasında çocuklar, ‘ben merkezci’ bir kişiliğe sahip oldukları için, gittikleri evlerde veya kreşte arkadaşlarında gördükleri oyuncak ya da benzeri şeyleri almakta sakınca görmezler. Bu yaşlarda çocuklar kendilerini dünyanın merkezinde görürler. Herkes ve her şey onlara hizmet etmek ve isteklerini karşılamak için vardır. ‘Mülkiyet’ duygusu tam olarak gelişmediği için, çocuklar, başka birine ait eşyayı izinsiz olarak almanın kötü bir davranış olduğunu anlamakta güçlük çekerler. Bu nedenle, ‘çalma’ davranışının bir uyum ve davranış bozukluğu olarak ele alınabilmesi için çocuğun ilkokul çağına gelmiş olması gerekir.

Çocuklarda bir uyum ve davranış bozukluğu olarak ortaya çıkan ve gerekli müdahaleler yapılmadığı takdirde ilerleyen yaşlarda da görülen bu duruma psikolojide “kleptomani” (çalmaktan haz alma ve heyecan duyma) olarak isimlendirilir. Kleptomaniye kaynak teşkil edecek tutumları şu şekilde sıralayıp özetleyebiliriz:

 

 

 

1. Hatalı anne-baba tutumları

Anne babaların aşırı disiplinli ve katı tutumları, çocukların, kardeşleriyle, komşu, arkadaş ve akraba çocuklarıyla sıklıkla kıyaslandığı aile ortamları çalma davranışına zemin hazırlayabilir. Ailenin ekonomik güçlükler nedeniyle çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi, anne-babanın paraya aşırı düşkünlüğü veya cimriliği, parayı çocuğa karşı bir tehdit aracı olarak kullanması gibi hatalı tutumlar da, çalma davranışının ortaya çıkmasına neden olabilir.

 

2. Değersizlik duygusu ve öz-güven eksikliği

Çocuğun kendini değersiz hissetmesi çalma davranışını destekler. Kendini yetersiz hisseden çocuk, beğendiği eşyaları çalarak, kendini değerli kılmaya çalışır. Yetersizlik duyguları taşıyan çocuğun sürekli kontrol altında tutulması, davranışlarının eleştirilmesi kendisine güvenilmediği duygusunu pekiştirir. Kendisini değersiz hisseden çocukta, öz güven duygusu gittikçe zayıflar, eşya veya para çalarak bu zayıflığı telafi etmeye çalışır. Anne babanın cüzdanından veya cebinden çalınan para, onun dünyasında bir anlamda esirgedikleri sevgiyi ve ilgiyi sembolize etmektedir. Esirgedikleri sevgi ve ilgiye karşılık olarak paralarını almaktadır.

Anne ve babadan çaldığı para ile arkadaşlarına kola ve çikolata ikram eden, borç veren çocuklar, kendisini onların yanında güçlü ve üstün hissederek değersizlik duygusunu yenmeye çalışmaktadır.

3. Kıskançlık ve rekabet duyguları

Kardeşlerini veya örnek gösterilen yaşıtlarını kıskanan bir çocuk yaşadığı rekabet duygusunu bastırabilmek için çalma davranışı gösterebilir. Bu nedenle uyum bozukluğu geliştiren çocuklarda görülen çalma davranışı, kıskandığı veya rekabet ettiği kişiden öç almak anlamına gelmektedir.

4. Sevgi ve ilgi eksikliği

Fiziksel ve ruhsal ihtiyaçların giderilmeyişi çalma davranışına neden olabilmektedir. Yeterince sevilmediğini düşünen, duygusal anlamda yeterince ilgi görmeyen çocuk, başkalarına ait eşyaları çalarak elde edemediği sevgi açığını gidermeye çalışır. Bu sebeple, kimsesiz çocuklarda, sokak çocuklarında ve aileleri tarafından dışlanmış çocuklarda çalma davranışı daha sık görülmektedir.

Çocuklarında çalma davranışı olduğunu gören anne babalar, yanlış yaklaşımlarla işi daha da zorlaştırmamak için, mutlara bir psikologla görüşmeli, onun yardımıyla çalmanın altında yatan sebebi bulmalı, bu sebebi ortadan kaldıracak şekilde tutumlarını değiştirmelidir.

Psikologun tavsiye edeceği yeni tutumlar özetle şunlar olacaktır:

• Yargılayıcı ve suçlayıcı olmamak,

• Aşağılayıcı, küçük düşürücü ve ayıplayıcı dil kullanmamak,

• Çocuğu başkalarının yanında deşifre etmemek,

• Çalma davranışı nedeniyle aşırı heyecan ve telaş göstermemek,

• Çalma davranışını terk ettirmek için şiddete, cezaya ve yasağa baş vurmamak,

• En önemlisi çocuğun ruhsal ihtiyacı olan sevgiyi, ilgiyi ve güveni içten gelerek vermek, onun bu alandaki eksikliğini gidermek. Duygularını, sıkıntılarını ve tepkilerini açıkça ifade etmesine izin vermek. Yapmacık ilgi ve sevgi gösterileri çocuk tarafından fark edilecek ve fazla iyileştirici bir etkisi olmayacaktır.

 

ÇOCUĞUN HIRSIZLIK YAPMASI NASIL ÖNLENİR?

1. Mülkiyet kavramını geliştirmeliyiz.

2. Gerekli maddî ihtiyaçlarını karşılamalıyız.

3. Evde kendisine ait bir odası ve eşyaları olmalıdır: Kendisine ait bir odası, eşyaları ve oyuncakları olan çocuklar mülkiyet kavramını daha kolay öğrenmektedir. Oyuncaklarını toplamasını ve odasını temiz tutmasını öğretmeli, bunu öğreninceye kadar yardım etmeliyiz. Böylece sahip olma ve sahip olduklarını koruma duygusu gelişecektir.

4. Habersiz alma davranışlarına tepki göstermeliyiz: Başkasına ait bir şeyi habersiz ve izinsiz aldığı zaman bunun doğru bir davranış olmadığını, o kişinin veya çocuğun eşyasını veya oyuncağını bulamadığı zaman üzüleceğini, suçlayıcı ve utandırıcı bir dil kullanmadan anlatmamız ve o şeyi sahibine geri verilmesini temin etmemiz gerekir. Çocuğu mahcup etmemek veya karşı tarafa mahcup olmamak için yaptığı davranışı görmezden gelmek doğru değildir.

 

5. Çocuğa doğru model olmalıyız: Başkalarına ait mülkiyete saygı duyarak çocuğumuza doğru örnek olmalıyız. Kimi anne babalar sohbet ederken insanlarda dürüstlük kalmadığını, çalmadan, hile yapmadan ve yalan söylemeden zengin olunamayacağını söyler bu konuda örnekler verirler. Çocuklar da bu sözlere kulak misafiri olur, zenginlere kızar, mülkiyete saygı duymazlar. Çalma davranışına ait örnekler verirken, övücü ve hak verici sözler kullanmaktan sakınmalıyız.

 

6. Çocukla konuşmalıyız: İlk çalma olayı ile karşılaştığınızda telaşa kapılmadan yumuşak ve dost bir ses tonuyla yaptığı davranışın normal olmadığına çocuğu inandırmalıyız. Ona güvendiğimizi, bu işi bir daha yapmayacağını bildiğimizi söylemeliyiz. Bu konuşma yine gizli kalmalı ve çocuk deşifre edilmemelidir.







8/8/2009 | Kategori: Rehberlik | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Güncellenmemiş Hayat Bilgisi Dersleri

Dinleyin çocuklar!

Müfredata girmemiş şeyler anlatacağım size. Hazır okullar da

açılıyorken bilmeniz gerektiğini düşündüğüm konular...

Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye kararı almadığı, ders kitaplarına

girmeyen, öğretmenlerin anlatmadığı konular.

Öncelikle şunu bilin ki hayat dediğimiz, ders kitaplarından öğrenilebilir

 bir şey değildir. İyi vatandaş olmakla iyi insan olmak arasında,

söylenmemiş,üstü örtülmüş bir fark vardır. Uygar ve uysal olmak

adına anlatılan şeyler, hayatın derin anlamına nüfuz edemezler.

Bu yüzden hayat çoğu zaman

gayrı resmi bir yolculuktur. Çok zaman kaçak kalırsın yaşamak

kompartımanında.

Sana hayat bilgisi diye yutturulan konular gerçekte seni sıkıştıracakları

dar bir elbisedir. Ve asla elbiseyi sana uyduracak değiller bunu unutma.

 

Sana yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağmurlu bir coğrafyada

 yaşadığımızı söyleyecekler. Gerçek olan senin mevsimindir oysa.

 O günün nasıl geçeceğini anlayabilmek için gökyüzüne bakman gerekmez.

Dönüp yüreğine bak. Yağmurlar ve güneş yüreğinden süzülür. Gerçek

olan yüreğinin mevsimidir, senin mevsimindir. Her sabah uyandığında

 gözlerinden dünyaya saçılandır mevsim. Güneş senden doğar ve

yağmur senin gözlerinden düşer yeryüzüne.

Sana atlaslar, haritalar gösterecekler. Adına sınır dedikleri bazı

çizgilerle çevrildiğini göreceksin yaşadığın yerlerin.

Bütün bunlar kurmaca.

 Gerçekte tüm yeryüzü Allah’ındır ve gerçekte

yürüyebildiğin kadar senindir tüm coğrafyalar.

 

Haritalar da gerçeği söylemez. Kuzey Amerika’yı Afrika’dan

büyük gösterecekler sana. Doğru değil. Afrika altı milyon

 kilometrekare daha büyüktür. Avrupa’ya kıta deyip duracaklar.

 Doğru değil. Asya’nın uzantısından başka bir şey değil

Avrupa dedikleri.

 

Bazı şehirlerin uzakta olduğunu anlatacaklar sana.

Uzaklık ve yakınlık aslı astarı olmayan ölçütlerdir.

Kudüs’ü öğren mesela. Saraybosna’yı, Şam’ı, Bağdat’ı, Mekke’yi,

Medine’yi, Hicaz’ı, Caharkale’yi...

Öğren buralarda ne yetişir, insanlar ne yer ne içer, denizleri

nasıldır, tarihte neler yaşamışlar, çocukları hangi oyunları oynar,

anneler hangi ninnileri söyler, genç kızlar ne işler, erkekler ne işe koşar.

Öğren hangi şarkıları söyler buraların halkları. Neye ağlar, neye gülerler.

Öğren bu şehirler, ne zamandır senden uzakta.

Öğren bu şehirler senden niye uzakta.

 

Okuduğun yazıların, şiirlerin sonunda yabancı olduğunu

öyledikleri kelimeleri sıralayacaklar. Dikkatli oku bu kelimeleri.

 Bil ki çoğu senindir bu kelimelerin. Bir hayata, bir medeniyete

yabancılaşmış insanların, yeryüzüne yabancılaşmış insanların bir

 kenara bıraktığı kelimelerdir bunlar.

Senin kelimelerin...

Bir hayatı, bir düşünüşü, bir duyumsamayı, bir hayali, bir rüyayı

anlatabileceğin kelimeler var bunların içinde. Kendi

yabancılaşmalarını gizleyebilmek için bizim kelimelerimizi

çalan insanlar göreceksin.

 

Kitaplara girmemiş adamlar var bir de.

Şiirlerini, öykülerini, romanlarını, piyeslerini müfredatlarda

göremeyeceğin iyi ve sıkı adamlar. Gelecek güzel günlerin habercileri...

Onları itinayla okumalısın. Yedi güzel adamı tanıyıp, Hızır’la

 kırk saatin nasıl geçtiğini öğrenmelisin. Derviş hüneri

 nasıl olurmuş onlardan öğreneceksin. Bir de

kalem kalesini inşa etmeyi...Okumaya nasıl başlayacağını

 Kitap’tan öğrenebilirsin ancak.

 

Yaradan Rabbin adıyla oku!

Böyle okursan varlığının anlamı kalın harflerle yazılır yeryüzünde.

 Böyle okursan insan olmanın ne demek olduğunu bilirsin.

Böyle okursan anlarsın Hasan ve Hüseyin’in dedesi

neden omuzlamış ağır bir yükü...

 

Tarık Tufan

 

 

 

 

 

 

 

7/8/2009 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Çocuğunuz yemek seçiyorsa


Çocuğunuzun beslenmesi sizi çıldırtan bir hal aldıysa, yalnız değilsiniz. Birçok aile, çocuğunun ne yediği ya da yemediği konusunda strese giriyor. Çocuğunuzun yemek tercihleri gelişene kadar, Mayo Clinic'te yer alan önerilerle, yemek saatlerini savaşa çevirmeyi önleyebilirsiniz.

1. Çocuğunuzun aç olduğunu iyi gözlemleyin. Küçük çocuklar, sadece acıktıklarında yeme eğiliminde olurlar. Eğer çocuğunuz aç değilse, yemek ya da atıştırmalık birşeyler yedirme konusunda onu zorlamayın.

2. Serinkanlı olun: Çocuğunuz yemeğini yemediği için sizin mutsuz olduğunuzu hissederse, yemek yedirme süreci irade savaşına dönüşür. Tehditler ve cezalar, savaşı sadece güçlendirir.

3. Bir gözünüz saatin üzerinde olsun. Yemeklerden en az bir saat önce meyve suyu ya da atıştırmalıkları engelleyin. Eğer çocuğunuz masaya aç gelirse, yemek yemek için daha fazla motive olabilir.

4. Çok fazla yemesini beklemeyin. 2 yaşından sonra, gelişimin yavaşlaması genellikle çocuğun iştahını da azaltıyor. Yalnızca birkaç ısırık bile, çocuğunuzun kendisini tok hissetmesini sağlayabilir.

5. Sıvı kalori alımını sınırlayın. Az yağlı ya da yağsız süt ürünleri ve yüzde yüz meyve suları sağlıklı bir beslenmenin önemli parçalarıdır. Ancak, çocuğunuz bunlarla midesini doldurduğunda, yemek ve atıştırmalık için midesinde yer kalmaz.

6. Azdan başlayın. Birkaç yemeği küçük porsiyonlar halinde önüne koyun. Ne yiyeceği konusunda tercihi çocuğunuzun yapmasına izin verin.

7. Çocuğunuzu tabağındakileri bitirmesi konusunda zorlamayın. Bu yemek üzerindeki güç savaşını sadece kızıştırır. Bunun yerine, çocuğunuz doyduğunda kalkmasına izin verin.

8. Yemeğin lezzetini bir kenara bırakın. Yemeğin rengi, şekli, güzel kokusu ve içindekiler hakkında konuşun.

9. Yeni yiyecekler konusunda sabırlı olun. Küçük çocuklar sıklıkla yeni yiyeceklere dokunmak ve onları koklamak ve hatta ağızlarına küçük bir parça atıp sonra onu geri almak isterler. İlk ısırığını almadan önce, bunları yapmasına izin vermeniz işinizi kolaylaştırabilir.

10. Akşam yemeğinde kahvaltı yapın. Tahılların ya da peynir, zeytinin sadece kahvaltı için olduğunu kim söylüyor? Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri arasındaki fark çocuğunuzda kaybolabilir.

11. Yemek yemeği eğlenceli hale geterin. Brokoli ve diğer sebzeleri en sevdiği sos ya da terbiye ile sunabilirsiniz. Yiyecekleri kurabiye kesiciyle farklı şekillerde kesebilirsiniz.

12. Çocuğunuzdan yardım alın. Markette, meyveleri, sebzeleri ve diğer sağlıklı gıdaları seçerken yardımını isteyin. Çocuğunuzun yemek istemediği bir gıdayı satın almayın. Evde, sebzeleri yıkamak, masayı hazırlamak için onu cesaretlendirin.

13. İyi bir örnek hazırlayın. Siz farklı sağlıklı gıdalar yerseniz, çocuğunuz da sizi örnek alıp yiyecektir.

14. Sinsi olun. Makarna sosuna küçük küçük kesilmiş brokoli ya da yeşil biber atın, meyve dilimlerinin üstünü tahılla kaplayın ya da çorbasına veya yemeğine rendelenmiş kabak ve havuç karıştırın.

15. Ayrı ayrı verin. Eğer çocuğunuz farklı malzemeleri bir arada yemeyi sevmiyorsa, gıdaları karıştırmayın. Sandviç garnitürlerini ekmeğin dışına koyun ya da salata, yemek ya da kızgın yağda pişenleri ayrı ayrı servis yapın.

16. Rutine bağlı kalın. Yemekleri ve atıştırmalıkları her gün aynı saatlerde vermeye çalışın. Eğer mutfak diğer zamanlarda çocuğunuz için kapalıysa, çocuğunuz önüne sunulan yemeği ve atıştırmalığı daha rahat yer.

17. Dikkatini çekecek şeyleri en aza indirin. Yemek süresince televizyonu kapatın, masada kitap ya da oyuncakların olmasına izin vermeyin.

18. Tatlıyı ödül olarak önermeyin. Bu sadece çocuğunuzun tatlıya olan isteğini artırır. Haftada bir ya da iki geceyi tatlı gecesi olarak belirleyin ve haftanın geri kalanında tatlı vermeyin. Ya da bugünlerde tatlı yerine yoğurt, meyve veya diğer sağlıklı seçenekler önerin.

19. Bazı yemek tercihlerine bağlı kalmasını bekleyin. Çocuklar olgunlaşana kadar, yiyecekler hakkında daha az seçici olma eğilimindedir. Herkesin yemek tercihleri vardır. Çocuğunuzun her şeyi sevmesini beklemeyin.

20. Gerektiğinde yardım isteyin. Çocuğunuz enerjikse ve gelişiyorsa, büyüyorsa muhtemelen iyidir. Eğer çocuğunuzun yemek seçmesi gelişimini ve büyümesini etkilediğine inanıyorsanız, bu konuda endişeleriniz varsa, çocuğunuzun doktoruyla görüşün.

Çocuğunuzun yemek yeme alışkanlığı bir gecede değişmeyecektir. Fakat, her gün atacağınız küçük adımlar, ömür boyu sağlıklı yemek yemesine yardımcı olacaktır.







6/8/2009 | Kategori: Beslenme-Ogrenme | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Berat Kandili











Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Sebze Meyve Tekerlemeleri




NAR

 

Masal masal matlamış,

Narlar dalda çatlamış.

Çarşıdan aldım bir tane,

Eve geldim bin tane.

İçi mercan dolu nar,

Yemesem bana kızar.

 

FINDIK

 

Tombul tombulcuk,

İçi katık, dışı kabuk.

Kilitli sandık açılsın,

Fındıklar saçılsın.

Hem besler, hem ısıtır,

Yiyelim çıtır çıtır.

 

 

KARPUZ

 

Dışı yeşil, içi kırmızı,

Meyvelerin yıldızı.

Dilimledim ince ince,

Yiyelim oyundan önce.

Şeker karpuz kan mı kan,

Yemeyen çıksın oyundan.

 

KİRAZ

 

Alçacık tepesi var,

Kırmızı küpesi var.

Dal ucunda al kiraz,

Ağzımızda bal kiraz.

Sepet sepet getirdim,

Herkeslere yedirdim.

 

 

ELMA

 

Elma dalını eğmiş,

Eğmiş te yer değmiş.

Dilim dilim soyarım,

Bir tabağa koyarım.

Elma yiyen allanır,

Ağzı dili ballanır.

 

CEVİZ

 

İki dokuz, bir on sekiz,

Say bak pek çok ceviz.

Düşü kütük, içi katık,

Gece gündüz taşıdık.

Vereyim de bir tabak,

Ne tatlıdır ye bak.

 

 

ÇİLEK

 

Alçacık dalı var,

Dalında balı var.

Al çilek, bal çilek,

Yemesem üzülecek.

Vitamini boldur.

Tabağını doldur.







5/8/2009 | Kategori: Tekerlemeler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Açıköğretimli öğretmen

 

Açıköğretimli öğretmen tartışması!

 

Açık Öğretim Fakültesi'nde Felsefe, Sosyoloji ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kurulması ve bu bölümleri bitiren öğrencilere tezsiz yüksek lisans yapma şartını yerine getirip KPSS'de gerekli puanı almaları halinde öğretmen olma yolunun açılması Eğitim Sen'in tepkisine neden oldu.

 

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, "Türkiye'de öğretmen olmayı bekleyen yüzbinlerce eğitim fakültesi mezunu vardır. Yani bir öğretmen açığı söz konusu değildir. Ayrıca, öğretmenlik mesleği örgün eğitimle kazanılması gereken kimi nitelikler gerektirmektedir. Uzaktan eğitim yöntemiyle öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği formasyonun kazanılması kolay değildir" dedi.

 

Kılıç, "Düzenleme ilk bakışta herkese öğretmen olmak noktasında eşit fırsat sunmanın yoluymuş gibi görünse de, aksine özellikle örgün eğitimde yoğun uğraşlarla mezun olup öğretmen olarak atanmayı bekleyen ve bu bölümlere girmek ve mezun olup atanmak için uğraşıp didinen yüzbinlerce genç açısından açık bir hak ihlalidir" diye konuştu.


4/8/2009 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Akıllı Arılar ve Akılsız Sinekler



Loş bir odada, güneşin girdiği bir pencerenin önüne dar boğazlı, tıpasız bir şişeyi, tabanı pencereye doğru, yatay pozisyonda yerleştirin. Şişenin içine altı adet arı, 6 adet de sinek koyun.

Ve dikkatlice izleyin:

Ayrıntısız arıların tümü, güneşin geldiği cam tabandan dışarı çıkmak için yorgunluk ya da açlıktan ölene dek çabalayacaklardır. Akıllı arılar, akıllarını kullanıp, kapalı bir yerden çıkışın, ışığın geldiği yönde olacağını düşünürler ve bu düşünüşlerinin çözümsüzlüğüne saplanırlar.

Tüy beyinli sinekler ise, hiçbir şey düşünmeksizin, çılgıncasına sağa sola saldırırlar ve deneme yanılma yöntemiyle sonunda, şişenin dar boğazından dışarı çıkmayı başarırlar.

Şimdi de, deneyimizden ne öğrendiğimize bakalım:

Akıl,mantık ve bilgi alışılmadık sorunları çözmeye her zaman yetmemektedir. Eğitim ve deneyim, kimi zaman, özellikle yaratıcı çözümler gerektiğinde, yeterli olmak bir yana, hatta engelleyici bile olabilmektedir.

Geleneksel eğitim programları, gençlere "çiçek yetiştirmeyi" öğretmek yerine onlara, "kesilmiş" ya da "yapay çiçekler vermekte", onların beyinlerini "bilgilerle doldurulacak depolar" olarak görmektedir.

Oysa bir eğitim programının amacı, beyinleri kullanmayı öğretmek olmalıdır.





3/8/2009 | Kategori: Kissalar | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>

  • <%LinkTitle%>
  • ©afsinsari©2008..KUZCALI’NIN KİŞİSEL BLOGUDUR.HER HAKKI MAHFUZDUR,MAHSUN'DUR,İBO'DUR.
    Dini100.Net ((Dini Siteler Listesi)) TurkeyRank.Com - TurkeyRank-Pagerank Servisi Free PageRank Checker Education and Training Blogs - BlogCatalog Blog Directory