.................
Sorumluluk sahibi çocuk nasıl yetiştirilir?

Bir zamanlar "çocukları kötü eğitmenin yolları" adlı bir kitap okumuştum. Ayrıca Tembellik anayasasını duyanlarınız vardır. Farklı yaklaşım teknikleri eğitimde çok etkili oluyor.
Anne-babalar, çocukları için en çok "ben söylemezsem ödevlerini yapmıyor, ders çalışmıyor", "odanı topla, kitaplığını düzenli tut diyorum, kendim dinliyorum." şeklinde şikâyetlerde bulunur.
İstenilen, beklenen davranışları göstermeyen çocuk "sorumsuz çocuk" olarak nitelendiriliyor. Çocuklarımızı hemen "sorumsuz" şeklinde damgalıyoruz. Aslında sorumluluk sahibi çocuk yetiştirmek hiç de o kadar zor değildir.
Anne-babanın kendi sorumluluklarını yerine getirdiği, herkesin görev ve sorumluluklarının belirgin olduğu ailelerde yetişen çocuklar sorumluluk sahibi olur. Ancak çocuğun yerine onun rahatlıkla yapacağı işleri anne-baba kendi işi gibi düşünür ve yaparsa, bu ailede muhtemelen çocuk sorumluluk sahibi olmaz.
Sorumluluk sahibi çocuk nasıl yetiştirilir?
Kendi kararlarını kendisi alabilen, bu kararları uygulamak için uğraşan.
Düşüncelerini özgürce dile getiren. Bağımsız davranabilen. `Annem, babam veya öğretmenim kızacak` diye misafirlikte uslu duran, sınıfta uslu duran çocuk, sorumluluk sahibi çocuk değildir, sadece kurallara uyan çocuktur.
Başkalarının haklarını gözeten.
Yaptığı veya başladığı işi sonuna kadar götüren. Misafir geldiği için veya başka geçerli nedenden dolayı derslerini bitiremeyen, bu yüzden sabah kalkıp çalışmasını tamamlayan çocuk, sorumluluk sahibidir.
Ortaya çıkan sonuçlara katlanan, zayıf aldığı için kendi yerine anne-babasını öğretmene gönderen, suçu hep başkalarına atan, "emeksiz yemek" isteyen çocuk sorumluluk sahibi değildir.
Başkalarının söylediği her şeye "evet" diyen ve sorgulamadan, düşünmeden yerine getiren çocuk sorumlu değil "robot çocuktur".
Sorumluluk sahibi çocuk dersi varsa mümkünse misafirliğe gitmez, mutlaka gitmesi gerekiyorsa kitap-defterini ve ödevlerini beraberinde götürür ve orada yapar.
Çocuklar neden sorumsuz oluyor?
Çocuklarımızı şefkatimizle zehirliyoruz! Özellikle annelerin kendilerine verilmiş olan şefkat duygusunu iyi yönde kullanıp çocuğa birçok şey kazandıracak iken farkında olmadan yanlış yönde kullanması "şefkat zehirlenmesi"ne yol açıyor. Anne, odasını toplamayan, dersini yapmayan çocuğa hizmetkâr olur, onun yerine bu işleri kendi yaparsa kendine verilen şefkat duygusunu kötüye kullanmış olur.
`Hayır` demesine izin verilmeyen çocuklar sorumsuz oluyor!
Daha acıkmadan doyurmak, üşümediğini söylediği halde ısrarla giydirme, çocuk söylemeden tüm ihtiyaçlarını karşılamak sorumlu davranışların azalmasına sebep oluyor. İstek ve iradesi göz ardı edilen, karar vermesine izin verilmeyen, her zaman onun yerine karar verilen çocuklarda sorumluluk davranışı gelişmiyor.
Aşırı koruyucu davranan ailelerin çocuklarında, sorumlu davranış azalıyor.
Duygularını rahatça ifade etmesine izin verilmeyen "teyzesi, amcası, abisi o söyleyemez, isteyemez " şeklinde, annenin çocuğun yerine yaptığı konuşmalar çocukta kendini ifade etme, ortaya koyma isteğini geri çekiyor, sorumluluğu azaltıyor.
Ailenin aşırı iyi tutumu çocuğu daha da sorumsuzlaştırıyor.
Çocuğum üzülmesin, kırılmasın diye üzerine titrenen, hatalarının üstünü her fırsatta örtülmeye çalışılan, meyvesini, sütünü kendi alabilecekken ayağına kadar getirilen çocuklarda girişimcilik duygusu azalıyor. İşe başlama, iş bitirici olma özellikleri yavaş yavaş kayboluyor.
Eğer çocuğunuz sorumluluk sahibi ise işte size
Sorumluluk duygusunu köreltebileceğiniz altın sözler...
"Amcana teşekkür et."
"Aslında kıskanmıyorsun."
"Yemek yemeyeceğim."
"Çok dik kafalısın."
"Küçücük çocuktan su istenir mi?"
"Benim çocuğum zayıf not almaz."
"Onun için doğru olanı yapıyoruz."
Çocuğumun sorumluluk duygusunu nasıl arttırabilirim?
Çocuğa neyi, nasıl, ne zaman yapacağını anlatın.
Çocuğa sorumluluk verirken yaşına ve fiziki durumuna dikkat edin.
Anne baba olarak verdiğiniz sözlerin arkasında durarak örnek olun.
Aşırı koruyucu davranmayın.
Çocuğun hata yapabileceğini, hataların ona tecrübe kazandıracağını kabul edin.
Yerine getirdiği işlerle ilgili onaylayın.
Çocuklar bazen kuralları denemek ister. Onların bu deneyimlerinin sonuçlarına katlanmasına izin verin.
Sorunlarını onun adına çözmeyin.
Bazı tercihleri ve seçimleri kendisinin yapmasına izin verin.
Görev dağılımı yaparken adaletli olun.
Dr. Ekrem Çulfa
31/8/2009 | Kategori: Rehberlik | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Çocuk Neden Hırsızlık Yapar?

PEDAGOJİ UZMANLARINCA, okul öncesi dönemde görülen izinsiz eşya alma bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabûl edilmez. Zira 3-6 yaşları arasında çocuklar, ‘ben merkezci’ bir kişiliğe sahip oldukları için, gittikleri evlerde veya kreşte arkadaşlarında gördükleri oyuncak ya da benzeri şeyleri almakta sakınca görmezler. Bu yaşlarda çocuklar kendilerini dünyanın merkezinde görürler. Herkes ve her şey onlara hizmet etmek ve isteklerini karşılamak için vardır. ‘Mülkiyet’ duygusu tam olarak gelişmediği için, çocuklar, başka birine ait eşyayı izinsiz olarak almanın kötü bir davranış olduğunu anlamakta güçlük çekerler. Bu nedenle, ‘çalma’ davranışının bir uyum ve davranış bozukluğu olarak ele alınabilmesi için çocuğun ilkokul çağına gelmiş olması gerekir.
Çocuklarda bir uyum ve davranış bozukluğu olarak ortaya çıkan ve gerekli müdahaleler yapılmadığı takdirde ilerleyen yaşlarda da görülen bu duruma psikolojide “kleptomani” (çalmaktan haz alma ve heyecan duyma) olarak isimlendirilir. Kleptomaniye kaynak teşkil edecek tutumları şu şekilde sıralayıp özetleyebiliriz:
1. Hatalı anne-baba tutumları
Anne babaların aşırı disiplinli ve katı tutumları, çocukların, kardeşleriyle, komşu, arkadaş ve akraba çocuklarıyla sıklıkla kıyaslandığı aile ortamları çalma davranışına zemin hazırlayabilir. Ailenin ekonomik güçlükler nedeniyle çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi, anne-babanın paraya aşırı düşkünlüğü veya cimriliği, parayı çocuğa karşı bir tehdit aracı olarak kullanması gibi hatalı tutumlar da, çalma davranışının ortaya çıkmasına neden olabilir.
2. Değersizlik duygusu ve öz-güven eksikliği
Çocuğun kendini değersiz hissetmesi çalma davranışını destekler. Kendini yetersiz hisseden çocuk, beğendiği eşyaları çalarak, kendini değerli kılmaya çalışır. Yetersizlik duyguları taşıyan çocuğun sürekli kontrol altında tutulması, davranışlarının eleştirilmesi kendisine güvenilmediği duygusunu pekiştirir. Kendisini değersiz hisseden çocukta, öz güven duygusu gittikçe zayıflar, eşya veya para çalarak bu zayıflığı telafi etmeye çalışır. Anne babanın cüzdanından veya cebinden çalınan para, onun dünyasında bir anlamda esirgedikleri sevgiyi ve ilgiyi sembolize etmektedir. Esirgedikleri sevgi ve ilgiye karşılık olarak paralarını almaktadır.
Anne ve babadan çaldığı para ile arkadaşlarına kola ve çikolata ikram eden, borç veren çocuklar, kendisini onların yanında güçlü ve üstün hissederek değersizlik duygusunu yenmeye çalışmaktadır.
3. Kıskançlık ve rekabet duyguları
Kardeşlerini veya örnek gösterilen yaşıtlarını kıskanan bir çocuk yaşadığı rekabet duygusunu bastırabilmek için çalma davranışı gösterebilir. Bu nedenle uyum bozukluğu geliştiren çocuklarda görülen çalma davranışı, kıskandığı veya rekabet ettiği kişiden öç almak anlamına gelmektedir.
4. Sevgi ve ilgi eksikliği
Fiziksel ve ruhsal ihtiyaçların giderilmeyişi çalma davranışına neden olabilmektedir. Yeterince sevilmediğini düşünen, duygusal anlamda yeterince ilgi görmeyen çocuk, başkalarına ait eşyaları çalarak elde edemediği sevgi açığını gidermeye çalışır. Bu sebeple, kimsesiz çocuklarda, sokak çocuklarında ve aileleri tarafından dışlanmış çocuklarda çalma davranışı daha sık görülmektedir.
Çocuklarında çalma davranışı olduğunu gören anne babalar, yanlış yaklaşımlarla işi daha da zorlaştırmamak için, mutlara bir psikologla görüşmeli, onun yardımıyla çalmanın altında yatan sebebi bulmalı, bu sebebi ortadan kaldıracak şekilde tutumlarını değiştirmelidir.
Psikologun tavsiye edeceği yeni tutumlar özetle şunlar olacaktır:
• Yargılayıcı ve suçlayıcı olmamak,
• Aşağılayıcı, küçük düşürücü ve ayıplayıcı dil kullanmamak,
• Çocuğu başkalarının yanında deşifre etmemek,
• Çalma davranışı nedeniyle aşırı heyecan ve telaş göstermemek,
• Çalma davranışını terk ettirmek için şiddete, cezaya ve yasağa baş vurmamak,
• En önemlisi çocuğun ruhsal ihtiyacı olan sevgiyi, ilgiyi ve güveni içten gelerek vermek, onun bu alandaki eksikliğini gidermek. Duygularını, sıkıntılarını ve tepkilerini açıkça ifade etmesine izin vermek. Yapmacık ilgi ve sevgi gösterileri çocuk tarafından fark edilecek ve fazla iyileştirici bir etkisi olmayacaktır.
ÇOCUĞUN HIRSIZLIK YAPMASI NASIL ÖNLENİR?
1. Mülkiyet kavramını geliştirmeliyiz.
2. Gerekli maddî ihtiyaçlarını karşılamalıyız.
3. Evde kendisine ait bir odası ve eşyaları olmalıdır: Kendisine ait bir odası, eşyaları ve oyuncakları olan çocuklar mülkiyet kavramını daha kolay öğrenmektedir. Oyuncaklarını toplamasını ve odasını temiz tutmasını öğretmeli, bunu öğreninceye kadar yardım etmeliyiz. Böylece sahip olma ve sahip olduklarını koruma duygusu gelişecektir.
4. Habersiz alma davranışlarına tepki göstermeliyiz: Başkasına ait bir şeyi habersiz ve izinsiz aldığı zaman bunun doğru bir davranış olmadığını, o kişinin veya çocuğun eşyasını veya oyuncağını bulamadığı zaman üzüleceğini, suçlayıcı ve utandırıcı bir dil kullanmadan anlatmamız ve o şeyi sahibine geri verilmesini temin etmemiz gerekir. Çocuğu mahcup etmemek veya karşı tarafa mahcup olmamak için yaptığı davranışı görmezden gelmek doğru değildir.
5. Çocuğa doğru model olmalıyız: Başkalarına ait mülkiyete saygı duyarak çocuğumuza doğru örnek olmalıyız. Kimi anne babalar sohbet ederken insanlarda dürüstlük kalmadığını, çalmadan, hile yapmadan ve yalan söylemeden zengin olunamayacağını söyler bu konuda örnekler verirler. Çocuklar da bu sözlere kulak misafiri olur, zenginlere kızar, mülkiyete saygı duymazlar. Çalma davranışına ait örnekler verirken, övücü ve hak verici sözler kullanmaktan sakınmalıyız.
6. Çocukla konuşmalıyız: İlk çalma olayı ile karşılaştığınızda telaşa kapılmadan yumuşak ve dost bir ses tonuyla yaptığı davranışın normal olmadığına çocuğu inandırmalıyız. Ona güvendiğimizi, bu işi bir daha yapmayacağını bildiğimizi söylemeliyiz. Bu konuşma yine gizli kalmalı ve çocuk deşifre edilmemelidir.
8/8/2009 | Kategori: Rehberlik | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

