.................
Güncellenmemiş Hayat Bilgisi Dersleri

Dinleyin çocuklar!
Müfredata girmemiş şeyler anlatacağım size. Hazır okullar da
açılıyorken bilmeniz gerektiğini düşündüğüm konular...
Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye kararı almadığı, ders kitaplarına
girmeyen, öğretmenlerin anlatmadığı konular.
Öncelikle şunu bilin ki hayat dediğimiz, ders kitaplarından öğrenilebilir
bir şey değildir. İyi vatandaş olmakla iyi insan olmak arasında,
söylenmemiş,üstü örtülmüş bir fark vardır. Uygar ve uysal olmak
adına anlatılan şeyler, hayatın derin anlamına nüfuz edemezler.
Bu yüzden hayat çoğu zaman
gayrı resmi bir yolculuktur. Çok zaman kaçak kalırsın yaşamak
kompartımanında.
Sana hayat bilgisi diye yutturulan konular gerçekte seni sıkıştıracakları
dar bir elbisedir. Ve asla elbiseyi sana uyduracak değiller bunu unutma.
Sana yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağmurlu bir coğrafyada
yaşadığımızı söyleyecekler. Gerçek olan senin mevsimindir oysa.
O günün nasıl geçeceğini anlayabilmek için gökyüzüne bakman gerekmez.
Dönüp yüreğine bak. Yağmurlar ve güneş yüreğinden süzülür. Gerçek
olan yüreğinin mevsimidir, senin mevsimindir. Her sabah uyandığında
gözlerinden dünyaya saçılandır mevsim. Güneş senden doğar ve
yağmur senin gözlerinden düşer yeryüzüne.
Sana atlaslar, haritalar gösterecekler. Adına sınır dedikleri bazı
çizgilerle çevrildiğini göreceksin yaşadığın yerlerin.
Bütün bunlar kurmaca.
Gerçekte tüm yeryüzü Allah’ındır ve gerçekte
yürüyebildiğin kadar senindir tüm coğrafyalar.
Haritalar da gerçeği söylemez. Kuzey Amerika’yı Afrika’dan
büyük gösterecekler sana. Doğru değil. Afrika altı milyon
kilometrekare daha büyüktür. Avrupa’ya kıta deyip duracaklar.
Doğru değil. Asya’nın uzantısından başka bir şey değil
Avrupa dedikleri.
Bazı şehirlerin uzakta olduğunu anlatacaklar sana.
Uzaklık ve yakınlık aslı astarı olmayan ölçütlerdir.
Kudüs’ü öğren mesela. Saraybosna’yı, Şam’ı, Bağdat’ı, Mekke’yi,
Medine’yi, Hicaz’ı, Caharkale’yi...
Öğren buralarda ne yetişir, insanlar ne yer ne içer, denizleri
nasıldır, tarihte neler yaşamışlar, çocukları hangi oyunları oynar,
anneler hangi ninnileri söyler, genç kızlar ne işler, erkekler ne işe koşar.
Öğren hangi şarkıları söyler buraların halkları. Neye ağlar, neye gülerler.
Öğren bu şehirler, ne zamandır senden uzakta.
Öğren bu şehirler senden niye uzakta.
Okuduğun yazıların, şiirlerin sonunda yabancı olduğunu
öyledikleri kelimeleri sıralayacaklar. Dikkatli oku bu kelimeleri.
Bil ki çoğu senindir bu kelimelerin. Bir hayata, bir medeniyete
yabancılaşmış insanların, yeryüzüne yabancılaşmış insanların bir
kenara bıraktığı kelimelerdir bunlar.
Senin kelimelerin...
Bir hayatı, bir düşünüşü, bir duyumsamayı, bir hayali, bir rüyayı
anlatabileceğin kelimeler var bunların içinde. Kendi
yabancılaşmalarını gizleyebilmek için bizim kelimelerimizi
çalan insanlar göreceksin.
Kitaplara girmemiş adamlar var bir de.
Şiirlerini, öykülerini, romanlarını, piyeslerini müfredatlarda
göremeyeceğin iyi ve sıkı adamlar. Gelecek güzel günlerin habercileri...
Onları itinayla okumalısın. Yedi güzel adamı tanıyıp, Hızır’la
kırk saatin nasıl geçtiğini öğrenmelisin. Derviş hüneri
nasıl olurmuş onlardan öğreneceksin. Bir de
kalem kalesini inşa etmeyi...Okumaya nasıl başlayacağını
Kitap’tan öğrenebilirsin ancak.
Yaradan Rabbin adıyla oku!
Böyle okursan varlığının anlamı kalın harflerle yazılır yeryüzünde.
Böyle okursan insan olmanın ne demek olduğunu bilirsin.
Böyle okursan anlarsın Hasan ve Hüseyin’in dedesi
neden omuzlamış ağır bir yükü...
Tarık Tufan
7/8/2009 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Açıköğretimli öğretmen

Açıköğretimli öğretmen tartışması!
Açık Öğretim Fakültesi'nde Felsefe, Sosyoloji ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin kurulması ve bu bölümleri bitiren öğrencilere tezsiz yüksek lisans yapma şartını yerine getirip KPSS'de gerekli puanı almaları halinde öğretmen olma yolunun açılması Eğitim Sen'in tepkisine neden oldu.
Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, "Türkiye'de öğretmen olmayı bekleyen yüzbinlerce eğitim fakültesi mezunu vardır. Yani bir öğretmen açığı söz konusu değildir. Ayrıca, öğretmenlik mesleği örgün eğitimle kazanılması gereken kimi nitelikler gerektirmektedir. Uzaktan eğitim yöntemiyle öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği formasyonun kazanılması kolay değildir" dedi.
Kılıç, "Düzenleme ilk bakışta herkese öğretmen olmak noktasında eşit fırsat sunmanın yoluymuş gibi görünse de, aksine özellikle örgün eğitimde yoğun uğraşlarla mezun olup öğretmen olarak atanmayı bekleyen ve bu bölümlere girmek ve mezun olup atanmak için uğraşıp didinen yüzbinlerce genç açısından açık bir hak ihlalidir" diye konuştu.
4/8/2009 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Evli Öğretmen Bekar Hayatı Yaşıyor

Evli Öğretmen Bekar Hayatı Yaşıyor
MEB 2009 yılı Öğretmenlerin Özür Durumundan Yer Değiştirme Kılavuzu’ndan, ‘il emrine atanma’ ibaresini çıkararak, puan esasını getirmesi, binlerce öğretmen ailesini parçaladı.
Çubukçu’nun selefi Hüseyin Çelik, koltuğunu Türkiye’nin ilk kadın Milli Eğitim Bakanı Çubukçu’ya bırakırken, “Bakanlıkta yapılacak her şey yapıldı. Yol haritaları çizildi. Her şey otamatik pilota bağlandı” demişti. Çubukçu ise ‘21. Yüzyılda Eğitimin Geleceği’ toplantısının açılışında “Eğitim politikaları AB kazanımlarıyla yeniden belirlenmeli. Yol haritaları sürekli güncellenmeli” dedi. 10 bin öğretmen ise Çubukçu’dan öncelikle kendi evlerine giden yol haritasını oluşturmasını istiyor! 10 bin öğretmen çift, ayrı kentlerde bekâr hayatı sürüyor.
MEB 2009 yılı Öğretmenlerin Özür Durumundan Yer Değiştirme Kılavuzu’ndan, ‘il emrine atanma’ ibaresini çıkararak, puan esasını getirmesi, binlerce öğretmen ailesini parçaladı.
Daha önce tayin isteyen öğretmen aileler, il emrine atanıyor ve il milli eğitim müdürü tarafından en uygun okullara yerleştiriliyordu. Yeni uygulamayla, öğretmenlerin sağlık, eş, eğitim özründen dolayı yer değiştirme talepleri artık puan esasına dayalı olarak yapılıyor. Birbirine yakın puanlara sahip olmayan öğretmenler, boş kadro bulunsa bile, aynı ile atanamıyor. Eğitim sendikaları, Çubukçu’dan bu uygulama nedeniyle parçalanan öğretmen aileleri birleştirmesini istiyor. Sendikalar, 7 Haziran’da Bakanlık önünde ‘temsili kız isteme’ töreni düzenleyecekler. Tepki çeken uygulama, Türk Eğitim Sen tarafından da yargıya taşındı. Öğretmenler yeni uygulamayla birçok öğretmenin eşine kavuşmak için 5 ila 10 yıl beklemesi gerektiğini belirtiyor.
Kaynak:Haber Türk
3/7/2009 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
91 bin dev

Yerel İmkanlarla,eğitim sorunlarına lokal çözümler arayan,şikayet etmek yerine elini taşın altına sokan örnek bir proje
91 Bin Dev
Projenin Amaçları:
Öğrencilerin bizzat rol alacakları, yaşayacakları ve hissedecekleri bir süreçte özgüven, vizyon, karar verme, katılımcılık, sevgi, saygı, dostluk, dayanışma, üretim, girişimcilik, sorumluluk üstlenme, sosyalleşme ve benzeri duygu, düşünce ve kabiliyetlerini geliştirmek suretiyle “daha başarılı ve daha mutlu” bireyler haline gelmelerine katkı sağlamak.
Çocuklarımızın yaşamlarında gurur duyacakları bir başarı elde etmelerini sağlamak.
Eğitime destek olmak ve ilimize yeni okullar kazandırmak.
Çocuklarımızda demokrasi pratiği ve kültürünü geliştirmek.
İlimizin tanıtımını sağlamak.
İlimizin sosyal ve kültürel hayatına renk katmak.
Diğer kişi ve kurumlara örnek olmak, onların da benzer girişimde bulunmalarını teşvik etmek.
Projenin Hedefi: Malatya il merkezindeki okullarda öğrenim gören 91.000 öğrencinin, okullar inşa etmek yoluyla sosyal sorumluluk ve özgüven sahibi bir nesil olarak yetiştirilmesi. Öğrencilerin diğer kişi ve kurumları harekete geçirerek ilimize beş okul kazandırılması, böylece ilimizdeki eğitimin niteliğine katkı sağlanması.
Projenin İçeriği:
Proje; süreci sonucundan daha önemli olan özgün bir projedir. Sürecin kendisi bizatihi eğitimdir.
Projeye katılım gönüllülük esasına tabidir. Hiç bir kurum veya kişi projeye katılım konusunda zorlanmayacaktır.
Projenin finansmanında öğrenci harçlığı kullanılmayacaktır.
Projeye maddi kaynak sağlamak için okul proje kurulları ve il proje kurulu tarafından sosyal, kültürel ve sanatsal etkinlikler planlanarak uygulanacaktır.
Proje kapsamında gerçekleştirilecek etkinlikler öğrencilerin derslerini ve sınavlarını etkilemeyecek şekilde planlanacaktır.
11/2/2009 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (1) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Geniş Tabanlı Eğitim Sistemi
Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip okul açmaya karar verirler.
Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılan balığı yönetim kurulunu oluşturdu.
Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istemektedir.
Kuş, uçmanın dahil olmasını, balık yüzmenin dahil olmasını ve sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söylemektedir. Bütün bunları bir araya getirip,bir müfredat programı yaptılar ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.
Tavşan koşu dersinden A alıyor olmasına rağmen, ağaca tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu.
Bir süre sonra beyni hasar gördü ve eskisi gibi koşamadı. Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu. Ve tabii, ağaç tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu.
Kuş, uçmada çok başarılıydı,ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman, o kadar başarılı değildi.
Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Bir süre sonra toprak kazma notu hala F olmasına rağmen, uçma notu C' ye düşmüştü. O' da ağaca tırmanmada çok zorlanıyordu.
Sonuçta sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılan balığı oldu. Ancak eğitimciler çok mutluydu, çünkü herkes bütün dersleri görüyordu.
Ve buna "Geniş Tabanlı Eğitim Sistemi" dediler.
(OSHO'nun "Sezgi" adlı kitabından .)
21/9/2008 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
GÜNÜMÜZ EĞİTİM SİSTEMİ
GÜNÜMÜZ EĞİTİM SİSTEMİ
Bir kafese beş maymun koyulur. Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar.
Her bir maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk suyla ıslatılır… Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
Daha sonra, suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınarak yerine yeni bir maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler.
Daha da sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir. Ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur.
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. Bu yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur.
Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir.Tepelerinde bir hevenk muz asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
14/9/2008 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
ÖĞRETMEN

ÖĞRETMEN
Öğretmenin adı bayan Thompson'du ve 5.sınıf öğrencilerinin
önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu
öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede
sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde,
sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı.
Adı Teddy Stoddard. Bir önceki yıl, bayan Thompson,
Teddy'i gözlemiş, onun diğer çocuklarla oynayamadığını;
giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken
bir halde olduğunu görmüştü ve Teddy mutsuz da olabilirdi.
Çalıştığı okulda bayan Thompson, her öğrencinin geçmişteki
kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Teddy'nin
bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde
şaşırdı. Çünkü; birinci sınıf öğretmeni:
"Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır.
Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu...
Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu..." diye yazmıştı.
İkinci sınıf öğretmeni:
"Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen,
fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve
sanırım evdeki yaşamı çok zor.." diyordu.
Üçüncü sınıf öğretmeni:
"Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona
yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer birşeyler yapılmazsa
evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek.“ diye yazmıştı.
Dördüncü sınıf öğretmenine gelince:
"Teddy içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor,
hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti.
Şimdi bayan Thompson sorunu çözmüştü ve kendinden
utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü
kurdelerele paketlenmiş yeni yıl hediyeleri getirdiğinde
kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy'nin armağanı
kaba kahverengi bir kese kağıdına beceriksizce sarılmıştı.
Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi.
Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış,
birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini
görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin
ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç
damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı.
O gün okuldan sonra Teddy öğretmenin yanına gelerek;
"Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.
Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar
ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma,
matematik öğretmekten vaz geçerek onları
eğitmeye başladı. Teddy'ye özel bir ilgi gösterdi.
Onunla çalışırken zekasının tekrar canlandığını hissetti.
Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna dek,
Teddy sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu.
Öğretmenin, hepinizi aynı derecede seviyorum yalanına
karşın Teddy, onun en sevdiği öğrenci olmuştu.
Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Teddy'dendi.
Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu
yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti.
Notunda liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci
olduğunu ve bayan Thompson'un halâ hayatında gördüğü
en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup
daha aldı Teddy'den. O arada zamanın onun için zor olduğunu
çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun
olmak için çok çaba sarfetmesi gerektiğini yazıyordu. Ve
bayan Thompson halâ onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi.
Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi.
Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha
ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve halâ bayan Thompson
onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi.
Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu.
Theodore F.Stoddard Tıp Doktoru.
Bu hikaye burda bitmedi. İlkbaharda bir mektup daha aldı
bayan Thompson. Teddy hayatının kızıyla tanıştığını
ve evleneceğini yazmıştı. Babasının birkaç yıl önce öldüğünü,
bayan Thompson'un düğünde damadın anne ve babası için ayrılan
yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi.
Tahmin edin ne oldu?
Bayan Thompson törene giderken özenle sakladığı
birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı,
Teddy'nin ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu
söylediği parfümden sürmeyi de ihmal etmedi.
Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Teddy, onun kulağına
"Bana inandığınız için çok teşekkürler bayan Thompson,
kendimi önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni
böyle değiştirdiğiniz için de..." diye fısıldadı.
Bayan Thompson gözünde yaşlarla ona karşılık verdi:
"Yanılıyorsun Teddy... Ben değil, sen bana öğrettin.
Seninle karşılaşıncaya kadar
ben öğretmenliği bilmiyormuşum..!"
Yazarı bilinmiyor
13/9/2008 | Kategori: Egitim Sorunlari | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı


